İMKB Değerleri
  • USD2.34 USD
  • EURO2.79 EURO
  • Altın88.81 Altın
  • Benzin4.19 Benzin
  • İMKB 30122,129.41 İMKB 30
  • IMKB 10099,547.68 IMKB 100

SON Dakika

  • Eklenme Tarihi :
  • 24 Mayıs 2013, Cuma 13:24

Çiftlikte yaşıyorlardı otel deposuna mecbur kaldılar

takip edin
Çiftlikte yaşıyorlardı otel deposuna mecbur kaldılar
0/10 (0 kişi)
Facebook Twitter

Suriye'deki iç savaştan kaçıp Türkiye'ye sığınan 15'i küçük çocuk 22 kişilik Cuma ailesi, İstanbul Unkapanı'nda tek pencereli, tuvaleti, banyosu olmayan bu depoda yaşam savaşı veriyor. 'Suriye'de çiftliğimiz, her şeyimiz vardı' diyen diyen ailenin iki damadına Suriye'de zorla askerlik yaptırılıyor. Türkiye'ye gelince bir kızları Gaziantep'te boğularak hayatını kaybeden aile savaşın bitip, köylerine dönecekleri günü hayal ediyor.

Suriye'de iç savaşın vurduğu ailelerden sadece birisi Cuma ailesi. Savaşın Halep'e sıçramasıyla her şeylerini, hatta gelinlerini ailesine, damatlarını da Suriye ordusunda zorunlu asker olarak bırakıp önce Gaziantep'e geldiler. Ancak ölümden kaçarken, ölüm ve sefalet burada da peşlerini bırakmayınca 20 gün önce yeni umutlarla İstanbul'a geçmişler. 15'i küçük çocuk olan 22 kişilik Cuma ailesi Unkapanı'nda bir otelin rutubet içindeki havasız, kapısız ve tek pencereli bodrum katında yaşamlarını sürdürüyorlar. Hastalıklara davetiye çıkaran bu ortamda, aslında hastalık bu aileden pek de davet beklemiyor. "Savaş bugün bitsin, bugün memleketimize döneriz" diyen baba Ömer Cuma'nın ilk eşi Fevziye Cuma astım ve akciğer hastası, 18 yaşındaki büyük oğlu Abdullah da çeşitli omurga hastalıklarından tedavi görüyor. Savaştan kaçınca Abdullah'ın tedavisi yarım kalırken, bu ortamda nefes almakta zorlanan anne Fevziye Cuma'nın tedavisi paralarının yettiği kadar sürdürülebiliyor. Üstelik çocuklar dilencilik yaparak, su satarak otel sahibinin bu izbe mekan için istediği bin 200 lira kirayı denkleştirmeye çalışıyorlar. Kızlarını Fırat'ın sularına kurban veren, hiçbir akrabasından haber alamayan, hatta damatlarından birinin yaşayıp yaşamadığından bile emin olamayan Cuma ailesi, tüm zorluklara rağmen mecburiyetten midir bilinmez ama umutlarını koruyorlar. İşlerini, okullarını, mutluluklarını Halep'in Tarık el-Bab köyünde bırakıp gelen aile üyeleri isteklerinin para değil, sadece bir ev olduğunu söylüyor.

ÇİFTLİĞİMİZ VARDI, ŞİMDİ KURU EKMEĞE MUHTACIZ

Bu yaşadıkları durumları hiç tahmin etmeden Türkiye'ye geldiklerini ifade eden baba Ömer Cuma, "Halep'te çocuk sesleri yerini bomba seslerine bırakınca Müslüman kardeşlerimize güvenerek buraya geldik. Çiftçilikle uğraşan bir aileydik, her şeyimiz vardı ama şimdi kuru ekmeğe muhtacız. Kim bu durumu tercih ederek gelir buraya? İki damadımı mecburi askerlik nedeniyle orduda bıraktım, gelinim de korktuğu için gelmedi. Kızım Gaziantep'te boğularak öldü, ailem paramparça oldu" dedi. Kim, nerede iş var derse mecburen yeni umutlarla oraya gittiklerini belirten Cuma, "Fıstık işletmelerinde çalışma umuduyla önce Gaziantep'e, sonra da çobanlık yapabilmek için Ankara'ya gittik ama Türk olmadığımız için çobanlık bile yaptırmadılar. Şimdi de balıkçı teknelerinde çalışabilmek için İstanbul'a geldik ama durum değişmedi. Çocuklarım, torunlarım su satıyor, dileniyorlar. Allah kimseyi bu duruma düşürmesin. Gaziantep'te kız kardeşim öldü, ona bile ancak yabancı gibi taziyeye gidebiliyorum. Savaşın acıları dinmedi, dinecek gibi de gözükmüyor. Ama her şeye rağmen savaş bugün bitsin, bugün döneriz" dedi.

SENEDE 20 KURBAN KESERDİK

Akciğer ve astım hastası olan anne Fevziye Cuma İstanbul'a geldiklerinden beri çocukların bir gün bile doğru düzgün yemek yiyemediğini belirtirken, "Orada her şeyimiz vardı, bolluk içinde yaşıyorduk. Halep'te sadece misafirler için senede 20 kurban keserdik, şimdi burada lokantalardan kalan ekmekleri yiyoruz. Akrabalarımız Ürdün'e, Lübnan'a, Irak'a gittiler. Hiç kimseden haber alamıyoruz. Sade biz değil, tüm Suriye paramparça oldu" dedi. Eski günlere dönmek mümkün olmasa da savaşın bitmesini ve köylerine dönmek istediğini ifade eden anne Fevziye Cuma, "Çocuklarım ve torunlarım okullarından ve arkadaşların ayrı kaldılar. 1 yıllık evli oğlum karısından ayrı kaldı. Gaziantep'teyken savaş bitti dediler, Halep'e döndük ama ancak 40 gün dayanabildik. Ben ne kadar anlatsam, gözyaşı döksem boş. Savaşın acıları anlatmayla bitmez."

KIZIM TÜRKİYE'DE ÖLDÜ DİYE SEVİNİYORUM

15 yaşındaki kızı Yasemin halı yıkarken nehre düşüp boğulan Fevziye Cuma, "Biz ölüm var diye Suriye'den kaçtık, ölüm bizi burada da yakaladı. Çok şükür ki kendi ellerimle gömdüm, kabrinin yerini biliyorum. Ya Halep'te bombalardan ölseydi?" " diyor. Yaşadıkları tüm acıların üzerine bir de sağlık sorunlarıyla boğuşan Fevziye Cuma, "Akciğer ve astım hastasıyım, bu evde nefes alamıyorum. Ben burada ölüyorum. Hayırseverlerden iş değil, eşya değil sadece başımızı sokabileceğimiz bir ev istiyoruz. Biz ne iş olsa yapar, paramızı kazanırız" dedi. Cuma ailesine ve benzer durumdaki ailelere yardım etmek için bir oluşum başlatan ve bu oluşuma 'Vicdan Hareketi' ismini veren Gökçe Değirmen de, "Yardıma muhtaç 90 aile var ve bu ailelerde Fevziye Cuma gibi sağlık problemleri olan çok sayıda insan var. Ancak bu insanlar mülteci değil, sığınmacı statüsünde oldukları için sağlık konusunda herhangi bir hakka sahip değiller. Dolayısıyla tedavi ve ilaç masrafları konusunda büyük sıkıntı yaşıyorlar. Bu noktada bir ilaç sponsoruna ve tedavi hakkı sağlanmasına ihtiyacımız var" dedi. Onların yaralarının herkesin yarası olması gerektiğini belirten Değirmen, "Sadece bir defaya mahsus vicdani tatmin yerine her zaman bu ailelerin yanında olmalıyız. Onların fakirlikleri, insanca yaşamalarına engel olmamalı. Bizim hareketimiz sadece bir yardım hareketi değil, gerçek bir 'vicdan' hareketi. İnsanların bu harekete katılmak için illa paraları olması gerekmiyor, vicdanları olması yeterli" şeklinde konuştu.

Alınan Haberin Kaynağı: yenisafak.com.tr

Çiftlikte yaşıyorlardı otel deposuna mecbur kaldılar" haberi için yapılan yorumlar.

BENZER HABERLER

ÖNE ÇIKAN HABERLER
YORUMLAR
copyright 2013 Habermonitor.com